About Me

My photo
Law Office of Aycan Iskent is a boutique law practice that prides itself on providing the highest quality of legal service in the pursuit of its clients’ best interests. Practice provides comprehensive legal services encompassing numerous disciplines, including immigration law, and business transactions and international law. Her immigration practice areas include immigration-related corporate policy formulation, especially for entrepreneurs and start-ups; permanent residence and citizenship; visas for executives, managers, scientists, scholars, investors, professionals, students and visitors; PERM labor certifications; employment-based immigrant visa petitions; global visas and consular practice; and asylum. She has successfully assisted many businesses and entrepreneurs, investors, and technology professionals on best practices and strategies to secure employment-based immigration benefits, while maintaining compliance with immigration legal requirements. Email info@ekenerlaw.com to schedule your consultation.

Monday, October 22, 2012

Amerika Birleşik Devletleri’nde Yabancı Yatırımcı olarak Yeşil Kart Statüsü Elde Etmek (Immigrant Investor Visa EB-5)

U.S. Göçmenlik Servisi tarafından yapılan açıklamaya göre, Amerikan Başkanı Obama 28 Eylül 2012 tarihinde yabancı yatırımcıların Amerika Birleşik Devletleri’ne yatırım yapmaları yolu ile yasal göçmenlik statüsü elde etmelerini sağlayan EB-5 vize pogramının uzaltılmasını düzenleyen kanunu imzaladı. Buna gore, EB-5 vize program 30 Eylül 2015 tarihine kadar yürürlükte kalacak.

Amerikan göçmenlik kanunlarına gore, belli koşulları sağlayan yabancı yatırımcı, ABD’de yeşil kart’a (green card) başvurma hakkı kazanır. Yeşil kart sahibi kişi, ABD’de temelli olarak çalışma ve ikamet etme hakkına sahiptir. Ayrıca, yeşil kart sahibi kişiler genellikle 5 sene yeşil kart sahibi olduktan sonra, ve kanunlarda belirtilen diğer niteliklere haiz olmaları halinde Amerikan vatandaşlığına başvurabilirler.

Şartları:
a.      Yatrımcı 1 milyon ABD dollarını (ana para) bir ABD ticari şirketine yatırım yapmış olmalı veya aktif olarak yapıyor olmalı. Eğer yatırımcı, işsizliğin fazla olduğu bölgelerde yatırım yaparsa, yatırım yapması gereken minimum miktar $500,000 olabilir.

b.      Yatrımcı, ticari bir kazanç elde etmek amacıyla  anaparasını ticari olarak riske etmeli.

c.       Ana paranın hukuki yollardan kazanıldığı belgelenmeli.

d.      Yartırım yapılan işletme 10 tam zamanlı U.S. çalışan istihtam etmeli.

e.      Yatırım ya yeni bir ticari isletmenin kurulması ile  yada ekonomik olarak zorluk ceken bir isletmenin satin alinmasi ile yapılmalı.

f.       Yatrımcı bu ticari işletmenin günlük ticari işlerini yöneterek veya ticari politikalar düzenleyerek ticari işletmeyi yönetmelidir.

Sağladığı Haklar:
Yukarıda sayılan şartları yerine getiren yatrımcı ilk olarak 2 senelik “koşullu yeşil kart” almaya hak kazanir.  Iki sene sonunda yabancı yatırımcının vize koşullarının tamamını yerine getirmesi ile “koşullu yeşil kart”, koşulsuz hale gelir.  Toplamda 5 sene yeşil karti elinde bulunduran yatırımcı  ABD’de vatandaslığına basvurmaya hak kazanır.

Bu icerik hukuki gorus verme amacli olmayip, uzman bir hukukcunun gorusu alinmadan hic bir sekilde yasal dayanak teskil etmez.
This content is not intended as legal advice, and cannot be relied upon for any purpose without the services of a qualified professional.

Wednesday, September 19, 2012

Türkiye’de Devam Eden Davalar İçin Amerika Birleşik Devletlerinde Delil Toplanması Usulü


HAGUE KONVENSİYONU’NUN 18 MART 1970 TARİHLİ 20. KONVENSİYON’U: MEDENİ VE TİCARİ HUKUK DAVALARI İÇİN YURTDIŞINDA DELİL TOPLANMASI

Hague Konvensiyonu’nun 18 Mart 1970 Tarihli 20. Konvensiyonu: Medeni ve Ticari Hukuk Davaları için Yurtdışında Delil Toplanmasına ilişkin bölümü’ne göre “ Medeni  ve ticari hukuk davalarında yurtdışında delil toplanması iki sekilde gercekleşir: (1) Talep Mektubu gönderilmesi, veya (2) Delil talep eden ülkenin diplomatik konsolosluğunun kullanılması, veya bir komisyonun oluşturulması.”

Hague 20. Konvesiyon’unan Türkiye ve ABD taraf ülkeler olup, bu konvensiyonu imzalamışlardir.

USÜL

1-      Talep Mektubu (Letters of Request)
Delil talebinde bulunan ülke mahkemesi bir talep mektubu yazarak, toplanacak delillerin Konvensiyona taraf diger uye ülkeden talep edebilir.  Toplanacak delillerin, yargılama amacıyla kullanılacak olması şarttır. Delil talep eden ülke mahkemesi bu mektubu, delil talep edilen ülkenin “Central Authority”sine gönderir. “Central Authority” daha sonra bu mektubu, delil talep edilen ülke içindeki ilgili makamlara yollar ve cevaplarını toplar. “Central Authority” kendine gönderilen mektubu ilgili kurumlara yolladığında talepte bulunan ilgili taraflara “ihtarname” yollar.  Article 10’a göre, delil toplayan ülke, kendisine gönderilen talep mektubu dogrultusunda delilleri toplamak için kendi ic hukuk kurallarındaki hukuki zorlamaları yapar. Deliller toplandiktan sora, delilleri toplayan ülke, bu delilleri talepte bulunan ülke mahkemesine, talep mektubunun kendisine gönderildiği şekilde, geri yollar.

 2-      Konsolosluk Yolu İle veya Komisyon Oluşturulması İle Delillerin Toplanması
Delil talep eden ülkenin, delil talep edilen ülkede bulunan Konsolosluğu aracılığı ile de delillerin toplaması mümkündür. Bu durumda, Konsolosluk delil toplamak için gerekli makamlardan izin almak zorunda olabilir. Genel kurala göre, bu alternatifte delil istenen kurum veya kişiye karşı, herhangi bir hukuki zorlama uygulanamasada, eğer delil talep edilen ülke kabul etmişse, Konsolosluk “Competent Authority” kullanarak delillerin toplanmasında hukuki zorlama sağlayabilir. 

Buna ek olarak bir de komisyon kurulması yoluyla delil toplanabilir. Delil toplanmasini talep eden mahkeme, bir kişiyi komisyon olarak tayin edebilir. Bu kişi de Konsolosluğun tabi oldugu kurallarla aynı şekilde delilleri toplayabilir.




Bu icerik hukuki gorus verme amacli olmayip, uzman bir hukukcunun gorusu alinmadan hic bir sekilde yasal dayanak teskil etmez.
This content is not intended as legal advice, and cannot be relied upon for any purpose without the services of a qualified professional.

Wednesday, September 5, 2012

U-VİZA

Eğer Aile İçi Şiddet Mağduru İseniz Ve Göçmenlik Statünüzden Dolayı Polise Başvurmaktan Çekiniyorsanız U-Viza Korumasından Yararlanabilirsiniz

U-Viza belli suçlardan mağdur olan kişilere verilen göçmen olmayan bir viza türüdür. Bu vizayı almanın en önemli şartı, suç mağduru kişinin devlet otoriteleyle suçun aydınlatılmasında ve suçluların yakalanmasında aktif şekilde işbirliği yapmasıdır.

U-Viza Göçmen olmayan viza statüsü ‘Victims of Trafficking and Violence Prevention’ Kanunu tarafından Ekim 2010 yılında hayata geçirilmiştir.

U-Vizanın iki temel amacı vardır; (1) Kolluk güçlerinin suçları kavuşturmasında yardımcı olarak suçluların adalete teslim edilmesinin sağlanması, ve (2) suç mağdurlarına, aile içi şiddet mağdurları dahil olmak üzere, göçmenlik statüsü sağlayarak yardımcı olunması. Bu her iki amaç sonuç olarak halkın güvenliğini korumaya hizmet etmesi açısından önem taşır.

U-Vizanın Şartları

1- Aşağıda sayılan suçlardan birinden mağdur olmak
·         Tecavüz
·         Aile içi şiddet
·         Ensest
·         Fuhuş
·         Cinsel taciz
·         Adam öldürme
·         Adam yaralama

·         Adeletin yanıltılması
·         Yalan şahitlik
·         Kadınların sünetti
·         Adam kaçırma/alıkoyma
·         Kölelik ve köle ticareti
·         Şantaj

2- Suç hakkında bilgi sahibi olmak
3- Suçun kavuşturulması ve araştırılmasında kolluk güçlerine yardımcı olmak
4- Suçtan dolayı önemli zarar uğramış olmak
5- Viza almayı engelleyecek bir durumunun bulunmaması.

U-Vizanın Sağladığı Haklar

1- Dört (4) sene U.S. de yasal olarak kalma
2- Çalışma izni
3- Üç (3) sene sonra Green Card'a başvurma
4- Suç mağduru ile birlikte bazı aile üylerine de aynı hakların sağlanması
  • Vize başvurusu yapan kişi 21 yaşından büyük ise eşi ve 21 yaşından küçük bekar çocukları 
  • Vize başvurusu yapan kişi 21 yaşından küçükse eşi, coçukları,ebeveynleri 
Bu kişiyle birlikte U-Viza almaya hak kazanırlar.


Bu icerik hukuki gorus verme amacli olmayip, uzman bir hukukcunun gorusu alinmadan hic bir sekilde yasal dayanak teskil etmez.
This content is not intended as legal advice, and cannot be relied upon for any purpose without the services of a qualified professional.

Thursday, August 2, 2012

Amerika Birleşik Devletleri'nde Kurulacak Şirketin Tüzel Kişiliğini Belirlemek


Genellikle U.S. Şirketler Hukukunda bir ticari şirket aşağıdaki dört alternatiften biri altında kurulur ve işletilir. Bu alternatifler şunlardır;
  1. Sole Proprietorship ( Bu tüzel kişilik sadece ticari işletmenin tek sahibi olduğu durumlarda kullanılabilir.
  2. General and Limited Partnerships (Ortaklıklar)
  3. Limited Liability Companies (LLCs)
  4. Corporations
Yeni kurulan bir ticari işletmenin tüzel kişiliğinin belirlenmesinde değişik tüzel kişilik türlerinin birbiriyle karşılaştırılması ve bu şekilde yapılacak ticari faaliyetin ihtiyaçlarını en iyi karşılayacak tüzel kişiliğin bulunması gereklidir. Zira, her tüzel kişilik kendine özgü avantajlar ve dezavantajlar getirmektedir.

Doğru tüzel kişiliğin seçilmesi tek başına ticari işletmenin başarılı olmasını sağlamasa bile, yanlış tüzel kişilğin seçilmesi ticari faaliyeti başarızlığa sürekleyecektir. Bu sebeble, bu seçim yapılırken çok dikkatli olunmalıdır.

Yukarıda belirtilen tüzel kişilik türlerinden ‘Limited Liability Company (LLC)’ veya ‘S Corporation’ küçük ve orta ölçekli ticari işletmelerce genellikle tercih edilmektir. Çünkü aşağıda detaylı şekilde belirtildiği gibi, her iki tüzel kişilik ticari işleme sahiblerinin kişisel sorumluluğunu sınırlayarak, çifte vergilendirmeyi ortadan kaldırır.

Sınırlı Sorumluluk: Ticari işletme sahiblerinin kişisel sorumluluğun olması demek, bu kişilerin ticari işletmenin borç ve yükümlülüklerinden dolayı kendi kişisel malvarlıklarıyla sorumlu olmaları anlamına gelir. U.S. Şirketler Hukukunda işletme sahipleri ‘Partnership’ tüzel kişiliği altında kişisel olarak işletmenin borç ve yükümlülüklerinden üçüncü kişilere karşı şahsi malvarlıklarıyla sorumludurlar. Kişisel sorumluluğun sınırlandırılması ise, ticari işletmenin kendine ait, ticari işletme sahiplerinden bağımsız bir kişiliğe haiz olması anlamına gelir. Bu durumda ticari işletme sahipleri, işletmenin borç ve yükümlülüklerinden üçüncü kişilere karşı şahsi malvarlıklarıyla sorumlu olmazlar. Bu kişilerin sorumluluğu sadece ödemeyi tahhüt edip henüz ödemedikleri kapitale (anapara) katılım payı ile sınırlıdır.

Çifte Vergilendirme: Çifte vergilendirme ise, ticari işletmenin kazancının vergilendirilmesi ve vergilendirilmiş kazançtan ticari işletme sahiplerin aldığı maaş veya bedellerin, yeniden vergilendirilmesi anlamına gelir. Bu durum U.S. Şirketler Kanunu’da aşağıda detayları belirtilen her iki tüzel kişilik için ortadan kaldırılmıştır.


Limited Liability Companies (LLCs) ve S Corporation
Alternatiflerine Yakından Bakış

Limited Liability Companies (LLCs)

LLC şirket sahiplerine yönetime katılma hakkından feraget etmeksizin, sınırlı sorumluluk imkanı sağlar. LLC şirket sahipinin sorumluluğu genellikle taahhüt etmiş olduğu ancak henüz ödemediği ana para borcuyla sınırlıdır. LLC’nin şirket sahiplerinde bağımsız bir tüzel kişiliği olup, hak ve yükümlülükleri kendi bünyesinde bulundurur.

LLC kurulması için şirketin nasıl yürütüleceğini düzenleyen ‘Operating Agreement’ veya ‘Regulations’ belgelerinin düzenlenmesinde fayda vardır. LLC şirket sahiplerine tanınan haklar, yükümlülükler, ayrıcalıklar ve tercihler LLC’nin Operating Agreement’ında belirtilir.

Şirket sahipleri ‘Member’ olarak anılırlar. Şirket sahipleri yönetim üzerindeki tüm yetkiyi kendilerinde tutabilicekleri gibi, yöntecilere de devredebilirler. Bu yöneticiler ticari işletme adına anlaşmalar yapıp ve hak ve yükümlülük altına girebilirler.

Şirket sahipliğinin el değiştirmesinde ‘general partnership’ kuralları geçerlidir. Bu durumda Operating Agreement’da aksi belirtilmedikce, LLC kanunua uyarınca tüm şirket sahiplerinin oybirliği olmaksızın, şirket sahipliğini yeni devralan kişi, şirketin yönetilmesine katılamaz ve ‘member’ olamaz. Ancak, yeni sahibin kendi hissessi oranında kardan pay alma hakkı vardır.

Şirket sahiplerinden birininin vefaat etmesi, emekliye ayrılması, veya member olamaktan istifa etmesi durumunda ise, LLC’sinin tasfiye edilmesi gerekmektedir.

Vegisel konular açısından LLC, Corporation’lardan çok daha fazla avantajlar taşır. Çünkü LLC’nin vergilendirilmesinde ‘partnership’ kuralları geçerlidir. LLC’lerde çifte vergilendirme olmadığı gibi, şirket sahipleri kar ve zararı diledikleri şekilde paylaşmakta özgürdürler. Ayrıca, LLC şirketinin tasfiyesi anında şirketin kar ve zararı göz önüne alınıp vergilendirme yapılmaz. Sadece şirket sahipleri tasfiye esnasında kendi hisseleri oranında elde ettikleri gelirden dolayı vergilendirilirler.

Buna karşın, LLC’ler Corporationların faydalandığı bazı vergi muaffiyetlerinden yararlanamazlar. Örneğin; LLC şirket sahipleri hayat sigortası ve sağlık katkı payları için verilen muafiyetlerden yararlanamayacakları gibi, emeklilik planlarında bir çok sınırlamaya tabi olacaklardır. LLC şirketi sahipleri ayrıca Corporation sahiplerinden daha yüksek bir vergi oranına tabi tutulacaklardır.

S Corporation 

S Corporation tüzel kişiliği, hisse sahipi kişilerin sayısı, kimler olacağı ve basit bir kapital yapısının kabul edilmek istenip istenmediğine bağlı olarak kurulabilir.

S Corporation şirket sahiplerine sınırlı sorumluluk ayrıcalığı sunarken, çifte vergilendirmeyi de ortadan kaldırır. Böylece, şirket sahipleri sadece kazançları oranın da bir kez vergilendirilirler.

Ticari işletmenin S Corporation altında işletilmesi genellikle aile şirketlerince tercih edilir. Çünkü bu tüzel kişilik türü, aktif şekilde şirket yönetiminde bulunmayan aile üyelerine de şirket kazancından pay verilmesine olanak sağlar.

Eğer ticari işletmenin ilk bir kaç senesinde zarar bekleniyorsa, S Corporation tüzel kişiliği iyi bir seçim olacaktır. Çünkü; şirketin zararı, hisses senedi sahiplerinin diğer gelirlerinden düşülebilektir.

S Corporation’ın dezavantajları arasında, basit bir kapital yapısan sahip olma zorunluluğu, hisse devrinin yapılmasında Internal Revenue Code (U.S. Vegi Kanununda) belirtilen şartların taşınmasının gerekliliği, vergiden muaf tutulacak kalemlerin sınırlı olaması sıralanabilir.

LLC’nin S Corporation ile FarklarıLLC 

Genellikle S Corporation ile karşılaştıtılır; çünkü her ikiside şirket sahiplerine sınırlı sorumluluk ayrıcalığı sağladığı gibi çifte vergilendirmeyi engeller.

Önemle belirtmekte fayda vardır ki, LLC şirketi kurulduktan sonra varlığını devam ettirebilmek için daha az yasal işleme tabidir. Ayrıca, LLC şirket sahiplerine daha esnek hareket etme imkanı sağlar. Örneğin; hissedar sayısı, hisse senedi türü, haksahipliği gibi konularda S Corporationda olan sınırlamalar LLC’de mevcut değildir.

Değerlendirilmesi gereken diğer başka bir husus ise işletmenin şubeleri ve bayilerine ilişkin belirli şartlar karşılanmadıkca, S Corporationların başka bir tüzel kişiliğin %80’den fazla oy hakkını ve/veya hissessini elinde bulunduramazlar. LLC için ise böyle bir sınırlama bulunmamaktadır.

S Corporation, LLC’den farklı olarak, hissedarlar maaş, kar, mahsuplaşma, ve zararı dilekdikleri gibi dağıtamazlar. S Corporation’da eşit olmayan kar dağılımı da mümkün değildir.

Son bir nokta ise, S Corporationlar ‘built-in gains’ ve ‘excessive passive’ durumlarında vergi cezalarına tabidirler. LLC için böyle bir cezai müeyyide yoktur.



Bu icerik hukuki gorus verme amacli olmayip, uzman bir hukukcunun gorusu alinmadan hic bir sekilde yasal dayanak teskil etmez.
This content is not intended as legal advice, and cannot be relied upon for any purpose without the services of a qualified professional.


Wednesday, July 11, 2012

E-2 Göçmen Olmayan Yatırımcı Vizesi (E-2 Non-Immigrant Treaty Investor Visa)


E-2 göçmen olmayan yatırımcı vizesi ABD ile uluslarası ticaret anlaşmasına taraf olan ülke vatandaşlarının,  “önemli bir miktarda anaparayı” bir ABD ticari işletmesine yatırım yapması halinde, bu vatandaslarin  ABD ‘ye kabul edilmesini saglar.   


Şartları:
1-      ABD İle Uluslararası Ticari Anlaşmanın Tarafı Ülke Vatandaşı Olmak: Türkiye bu anlaşmaya taraf olduğu için, Türk vatandaşları E-2 vizesine basvurabilirler.
2-      Yatırım:
a.      Önemli Bir Miktar Anapara:  “Önemli bir miktar anaparanin” “iyi niyetli bir ABD ticari işletmesine” yatırım amaçlı konulması veya aktif olarak konuluyor olması E-2 vizesinin en onemli şartını oluşturuyor. “Önemli bir miktarda anapara”dan ne kastedilği  Amerikan Göçmenlik Kanunun’ da tanımlanmamış olup, bu miktarın ne kadar olduğu ticari isletmenin büyüklüğü ile yapılacak yatırımın birbirine oranına göre tespit edilir.  Genel uygulamalar ışığında, $100,000 ve üzeri yapılacak yatırımların “önemli miktar anapara” şartını karşılayacağı düşünülmektedir.
b.     Yatırımın “Marjinal” Olmaması: Amerikan Göçmenlik Kanunu’na göre yatırımın marjinal olmasi demek, yatırım yapılan işletmenin yatırımcının kendisinin ve ailesinin gecimini saglayacak derecede minimum  kar yapıyor ve/veya yapacak olması demektir. Bir başka ifadeyle, yatırım yapılan işletmenin yatırımcının ve yatırımcının ailesinin  ABD’de  geçimini sağlamaktan çok daha fazla kar yapıyor veya yapabilecek kapasitede olması gereklidir.
c.      İşletmenin Yatırımcı Tarafından Geliştirilmesi Ve/Veya Yönetilmesi:  Yatırımcının ABD’ye giriş\ABD’de bulunma amacı sadece bu ticari işletmenin geliştirilmesi ve yönetilmesi olmalıdır. Bu amaç, 
·        ticari işletmenin en az %50’si üzerinde hak sahibi olmak  veya
·         işletmenin yürütülmesinde kontrole sahip olmak veya
·        yönetici pozisyonunda olunduğunun gösterilmesiyle kanıtlanabilir.   
d.      Yatırımın Aktif Bir Yatırım Olması: Yatırımcı sadece aktif şekilde ticaret yapacak bir işletmeye yatırım yapabilir. Örneğin, yatırımcının sadece gayrimenkul alarak bu gayrimenkullerin işletilmesi işi  E-2 vizesi için yeterli olmayacaktır. 
3-      ABD’den Ayrılma Niyeti:
E-2 vize geçici vize katagorisinde olup, başvuru sahibinin yapılan ticaretin bitiminin hemen akabininde ABD’den ayrılma niyeti olmasını şart koşar. Bu sebeble, E-2 vizesi başvuru sahibini ABD’de sürekli olarak kalmasini sağlayan green card (Lawful Permanent Residence) statüsünü kazandırmaz.


            Sağladığı Haklar:

a.      ABD’de Kalma Hakkı
E-2 vizesi genelde 5 sene olarak verilir. ABD’ye giriş esnasında, E-2 vizesi sahibi kişi en fazla 2 sene ABD’de kalmaya izni verilir.  Bu sürenin uzatılması için başvuru yapılması halinde, bu süre her başvuruda bir 2 sene daha uzatılabilir. Süre uzatma talebi işleminde herhangi bir limit yoktur, fakat tüm E-2 vizesi sahibi kişilerin, vizelerinin süresinin dolmasıyla ABD’den ayrılacakları niyetini her zaman taşımaları şarttır.

E-2 göçmen olmayan vize sahibinin, ABD dışına yapacağı seyahatler sonrasında ABD’ye döndüğünde  ABD’de kalma süresi otomatik olarak 2 sene olarak yenilenir.  

b.      ABD’de Calisma Hakki
E-2 göçmen olmayan yatırımcı vizesi sahibi sadece vize konusu ticari isletme için çalışabilir. 




Bu içerik hukuki görüş verme amaçlı olmayıp, uzman bir hukukçunun görüşü alınmadan hiç bir şekilde yasal dayanak teşkil etmez.
This content is not intended as legal advice, and cannot be relied upon for any purpose without the services of a qualified professional.

Monday, June 25, 2012

Giving Honest But Unfortunate Debtor A New Opportunity


A fundamental goal of the federal bankruptcy laws is to give debtors a financial "fresh start" from burdensome debts. The Supreme Court made this point about the purpose of the bankruptcy law in a 1934 decision: [I]t gives to the honest but unfortunate debtor…a new opportunity in life and a clear field for future effort, unhampered by the pressure and discouragement of preexisting debt. Local Loan Co. v. Hunt, 292 U.S. 234, 244 (1934).

Under granted constitutional authority, Congress enacted the "Bankruptcy Code" in 1978. The procedural aspects of the bankruptcy process are governed by the Federal Rules of Bankruptcy Procedure (often called the "Bankruptcy Rules").

A debtor's involvement with the bankruptcy judge is usually very limited. A typical chapter 7 debtor will not appear in court and will not see the bankruptcy judge unless an objection is raised in the case. Usually, the only formal proceeding at which a debtor must appear is the meeting of creditors, which is usually held at the offices of the U.S. trustee. This meeting is informally called a "341 meeting" because section 341 of the Bankruptcy Code requires that the debtor attend this meeting .

Six (6) basic types of bankruptcy cases are provided for under the Bankruptcy Code, each of which is discussed in this publication. The cases are traditionally given the names of the chapters that describe them. Chapter -7 and Chapter 13 are the ones that are most frequently used. 

Chapter 7
Chapter-7 entitled Liquidation, contemplates an orderly, court-supervised procedure by which a trustee takes over the assets of the debtor's estate, reduces them to cash, and makes distributions to creditors, subject to the debtor's right to retain certain exempt property and the rights of secured creditors. Because there is usually little or no nonexempt property in most chapter 7 cases, there may not be an actual liquidation of the debtor's assets. These cases are called "no-asset cases." In most chapter 7 cases, if the debtor is an individual, he or she receives a discharge that releases him or her from personal liability for certain dischargeable debts. The debtor normally receives a discharge just a few months after the petition is filed.

Chapter-13
Chapter 13, entitled Adjustment of Debts of an Individual With Regular Income, is designed for an individual debtor who has a regular source of income. Chapter 13 is often preferable to chapter 7 because it enables the debtor to keep a valuable asset, such as a house, and because it allows the debtor to propose a "plan" to repay creditors over time – usually three to five years.  Unlike chapter 7, the debtor does not receive an immediate discharge of debts. The debtor must complete the payments required under the plan before the discharge is received. The debtor is protected from lawsuits, garnishments, and other creditor actions while the plan is in effect. The discharge is also somewhat broader (i.e., more debts are eliminated) under chapter 13 than the discharge under chapter 7.



This content is not intended as legal advice, and cannot be relied upon for any purpose without the services of a qualified professional.

Dürüst Fakat Talihsiz Borçluya Yeni Bir Başlangıç Vermek


U.S. Anayasa Mahkemesi ‘nin 1934 tarihinde vermiş olduğu karara göre ‘ İflas dürüst fakat talihsiz borçluya hazlihazırda mevcut olan borçlarından arınmış olarak hayatında yeni bir başlangıç yapma fırsatı sunar’ Local Loan Co. v. Hunt, 292 U.S. 234, 244 (1934).

U.S. Kongresi anayasanın kendisine verdiği yetki doğrultusunda 1978 yılında U.S. iflas kanunu yasalaştırmıştır. İflas kanunu federal bir kanun olup, federal kurallara tabidir.

U.S.  iflas hukukunda borçlunun hakim önüne çıkması çok sınırlı durumların dışında gerekli değildir.  Genel olarak Chapter-7 davalarında, iflasa hernagi bir itiraz olmaması durumda borçlu hakim karşısına çıkmaz.  Chapter-7 iflas davalarındaki en resmi işlem iflas kanunun 34. madde uyarınca U.S. Trustee ( Iflas masası)’nin ofisinde gerçekleşecek olan alacaklılar toplantısıdır.  

İflas hukunun temelindeki amaç dürüst fakat talihsiz olan borçluya yeni bir başlangıç verilmesidir. Bu amaç borçlunun tüm borçlarından muaf tutulmasını sağlayan ‘bankruptcy discharge’ ile sağlanır.  Böylece borçlu yasal olarak borçlarını ödemek zorunluluğundan kurtulur.

Altı (6) temel iflas davası türü mevcuttur. Bu davalar genellikle iflas kanununda belirtilmis bölüm ‘Chapter’ numaraları ile anılırlar. Bunların arasında en sık kullanılanlar Chapter-7 ve Chapter-13 davalarıdir.

Chapter-7:  
Borçlunun mal ve varlıklarının Trustee (iflas masası)’na devredilmesi ve Trustee’nin ise bu malları paraya çevirerek elde ettiği parayı alacaklılar arasında paylaştırması işlemidir. Borçlu iflas kanunun kendisine tanıdığı miktarda mal ve parayı iflas işleminden muaf tutabilir.  Genellikle Chapter-7 davalarında borçlunun muaf tutulmayacak ya hiç veya cok az bir malı/parası olduğundan, gerçekte tasfiye işlemi hiç gerçekleşmez.  Bu tür davalar ‘no asset cases’ olarak adlandırıl.  Chapter-7 davası borçluları genelde bireyler olup, Chapter-7 davasını açtıktan bir kaç ay sonra yasanın izin verdiği tüm borçlarından kurtulurlar. 

Chapter-13:
Düzenli bir geliri olan borçlunun borçlarının yeniden düzenlenerek bu borçların tamamının veya bir kısmının ödemesini sağlar.  Borçluya değerli mal varlıklarını tutma hakkı vermesi açısından, muaf tutulmayan mal varlığı fazla olan borçlular tarafından Chapter-7 yerine, bu Chapter tercih edilebilir. Chapter-7 davalarının tersine, Chapter-13 borçlusu hemen borçlarından kurtulamaz.  Borçlu, sunmuş olduğu ödeme planı doğrultusunda, ödemelerini yaptıktan sonra tüm borçlarından kurtulabilir.  Chapter-13 borçlusu ödeme planı aktif olduğu müddetçe kendi aleyhine açılacak alacak davalarından muaf olucaktır.  Chapter-13 davası ile borçlu Chapter-7 ile kurtulabilecegi borçtan daha fazla miktarda bir borçtan kurtulabilir. 


Bu icerik hukuki gorus verme amacli olmayip, uzman bir hukukcunun gorusu alinmadan hic bir sekilde yasal dayanak teskil etmez.
This content is not intended as legal advice, and cannot be relied upon for any purpose without the services of a qualified professional.